İletişim Aracı ve Anlaşma Aracı Olarak Dil:
İnsanların birbiriyle etkileşim ve iletişimi dil aracılığıyla olmaktadır. Bu bakımdan dil sadece anlaşmanın değil sosyalleşmenin de en etkili aracıdır. Etkili ve başarılı bir iletişimin yolu dili etkili biçimde kullanmaktan geçmektedir. Çocuğun anaokuluna başlarken sahip olduğu dilin özellikleri ailede kullanılan dilin özelliklerine sahiptir. Diğer bir deyişle ailede ne kadar düzgün bir dil konuşuluyorsa çocukta yaşına göre o kadar iyi bir dil kullanmaktadır. Aile içinde güzel ve düzgün konuşuluyorsa bu çocuğun diline de aynı şekilde yansımaktadır.
Dil sadece anlaşmanın iletişimin değil aynı zamanda bilgi edinmenin yoludur. Bu bakımdan aile içinde dilin güzel ve düzgün kullanılması çocuğun hem iletişim kurmada hem de bilgi edinmede önemli bir avantaja veya dezavantaja sahip olmasına vesile olmaktadır.
Çocuğun mümkün olduğunca geniş bir kelime hazinesi ve düzgün dil alışkanlıklarıyla anaokuluna başlaması için anne ve babanın özel bir gayret içinde olması gerekir. Özellikle çocuklara yaşlarına uygun kitap okumak onları çeşitli konularda konuşturmak yararlı ve etkili bir yöntemdir.
İletişim Etkileşim ve Öğretim Dili Olarak Almanca :
Almanca, Türk çocuklarının topluma uyumu, okul başarıları ve mesleki gelecekleri bakımından büyük öneme sahiptir. O nedenle okula başlamadan önce yeterli bir Almancaya sahip olmaları okul başarıları bakımından zorunludur. Bu zorunluluğun en iyi karşılanacağı yer kuşkusuz anaokuludur. Çocuk anaokulunda sosyalleşirken Almancayı öğrenmekte, Almancayı öğrenirken de sosyalleşmektedir. Bu olumlu ve karşılıklı etkileşim çocuğun ilerdeki okul başarısını belirlemektedir.
Çocuk, Almancayı iyi öğrenmek için anaokuluna erken yaşta (3-6 yaş arası) başlamalı ve düzenli olarak gitmelidir.
Alman okulunda başarının anahtarı iyi Almanca bilmekten geçer. Türk çocukları okula diğer yaşıtlarıyla eşit şansala başlamalarının birinci şartı onlar kadar iyi Almanca bilmeleridir. Bu da Alman bir ailenin çocuğu kadar Almanca konuşup anlayabilmek demektir. Türk çocuklarının Almancayı doğru ve düzgün öğrenmeleri için en doğru yer anaokullarıdır (Kinderkarten). Anaokuluna erken başlamak ve düzgün devam etmek en çok dikkat edilecek husustur.
Çocuğum Almanca Öğrensin Diye Evde Almanca Konuşmak:
Aile içinde Türkçeyi doğru ve düzgün konuşmak çocuğunuzun dili konusunda dikkat etmeniz ve önem vermeniz gereken en önemli husustur. Çünkü çocuğunuz Türkçeyi ne kadar iyi ve düzgün öğrenirse Almancayı da o kadar doğru ve düzgün öğrenebilecektir. Türkçeyi yanlış ve kusurlu biçimde öğrenen bir çocuk aynı veya benzer dil arızalarını Almancaya taşıyacaktır. O nedenle ailede doğru ve düzgün Türkçe kullanmak sandığımızdan büyük bir önem taşımaktadır.
Çocuğunu okula hazırlamak için evde bilinçli olarak Almanca konuşmaya önem veren aileler de bulunmaktadır. Eğer Almancayı (Hochdeutsch) gerçekten eğitimli bir Alman kadar güzel ve düzgün konuşabiliyorsanız bunun çocuğunuz için yararı olabilir. Nasıl ki Türkçe konuşulan her ailede doğru ve düzgün Türkçe konuşulmuyorsa Almanca konuşulan her ailede de güzel ve düzgün Almanca konuşulmuyor. Nitekim Anaokullarında (Kindergarten) açılan Almanca kurslarına katılan çocukların yüzde yirmisini Alman çocukları oluşturmaktadır. Bu şu demektir evde Almanca konuşmaktan daha önemli olan konuşulan dilin Almanca veya Türkçe olması değil ondan çok daha önemli olan dilin doğru ve düzgün kullanımıdır. Türk ailelerin en doğru ve kusursuz konuşacakları dil Türkçe olduğu için güzel ve düzgün Türkçe konuşmaya dikkat edilmelidir.
Çocuğunuza Anaokulundayken (Kindergarten) Almanca Destek Kursu (Sprachförderung im Vorschulalter) Verilebilir :
Anaokulu çağındaki çocukların dil becerileri hızlı bir şekilde gelişmekte, yaşlarına uygun kelime ve kavramları zorlanmadan öğrenmektedirler. Artık anaokulları (Kindergarten) çocukların sağlıklı gelişimleri için uygun ortamları sağlamak dışında yabancı çocuklara Almanca öğretmek gibi bir sorumluluk da taşımaktadır. Bu amaçla Almancası zayıf olan anaokulu çocukları için anaokullarında (Kindergarten) Almanca destek kursları (Sprachförderung im Vorschulalter) açılmaktadır. Bu kursların anaokullarında (Kindergarten) açılması için kursa katılacak en az altı çocuk bulunması gerekir. Bir veya iki yıl içinde (30 Eylül tarihine kadar) okula başlayacak çocuklar, bu kurslardan yararlanabilir. Kurslar uzman bir eleman tarafından 120 ders saati içinde tamamlanmaktadır. Türk anneler de Almanca öğrenmek için çocuklarıyla birlikte bu kurslara katılabilmektedir.
Çocuğunuz Daha Anaokulundayken Grundschule Tarafından İzlenmeye Başlanır :
Çocuğunuzun anaokulundan Grundschuleye geçişi anaokulu ile Grundschulenin öğretmenlerinin yakın işbirliğine dayanan gözetim, denetim ve değerlendirmeleriyle gerçekleşmektedir. Anaokulunun son yılında çocuğunuzun duygusal, sosyal, zihinsel, özellikle de dil ve kavram gelişimi yönünden gösterdiği gelişmeler izlenir. Anne-baba olarak sizler de bu işbirliğinin bir parçasısınız. Çocuğunuzun durumunu öğrenmek, gerekli desteği vermek ve gelişmelerden haberdar olmak için çocuğunuzun anaokulu öğretmeni ve yönetimiyle ilişki içinde olmanız, davetlere, veli toplantılarına ve özel görüşmelere katılmanız gerekir. Bu işbirliğinden uzak kalırsanız çocuğunuzla ilgili istemediğiniz sürpriz kararlarla karşılaşabilirsiniz. Örneğin çocuğunuzun Öğrenme Engelliler Okuluna (Förderschule) gitmesi veya okulu başaracak durumda olmadığı için okula kayıt için bir yıl daha beklemesi, gerektiği gibi.
Çocuğunuz Acaba Okul Çağına Geldi mi :
Gerek anaokulu gerekse Grundschule öğretmenleri çocuğunuzun okula başlayabilecek durumda olup olmadığını saptamak ve zayıf olduğu konularda ona gereği desteği sağlamak için işbirliği içinde çalışırlar. Grundschule öğretmenleri önceden belirlenen bir plana göre zaman zaman anaokuluna gidip çocukları izler değerlendirme ve önerilerde bulunurlar. Çocuklarınızın aşağıdaki durumlarda ne yapabildiğini saptamaya ve kaydettiği gelişmeleri izlemeye çalışırlar:
Oyun oynamaktan ve oyunda konuşmakatan hoşlanıyor mu.
Boyama ve yazma materyallerini kullanabiliyor, onlarla özgün şeyler yapabiliyor mu.
Bazı şarkı ve tekerlemeleri ezbere ve birlikte söyleyebiliyor mu.
Hareket etmekten, söylenenleri yapmaktan hoşlanıyor mu ve başkalarının haklarına saygı duyuyor mu.
Yabancı bir yerde yönünü bulabilir mi.
Dersi izleyecek kadar Almanca biliyor mu.
Kendisine okunan çok sevdiği bir kitabı başkalarına anlatabiliyor mu.
Eşyaları kavrayacak, sayıları tanıyacak durumda mı
Doğa olayları karşısında şaskınlık gösteriyor sorular soruyor mu.
Bir gurup içinde kendisine verilen görevi yapabiliyor, diğer çocuklarla uyumlu ilişkiler kurabiliyor, onların duygularını dikkate alıyor mu.
Anlamlı sorular soruyor, sorulanlara cevap veriyor mu.
Çocuğunuzun yukarda sıralanan durumlar başta olmak üzere çeşitli durumlarda ne yapabilecek durumda olduğu ve nasıl bir gelişme gösterdiği izlenir ve okula başlamayacak durumda olup olmadığına karar verilir.
Almanca Bilmeyen Çocuk Okulda Uyumsuz ve Başarısız Olur
Bir çocuk, okulöncesi eğitim kurumlarına (Kindergarten) gitmemiş, sürekli bir aile ortamı içinde kalmışsa, sınıf ortamına uyum sağlamakta zorluk çeker. Yeterli ve gerekli düzeyde Almanca bilmemesi, arkadaşları ve öğretmenleriyle iletişim kurmasını engeller. Çocuk, kendini o sınıfa ait hissetmez; kendini sınıfta bir yabancı gibi görür. Derse katılmaz, okulu ve öğretmenlerini sevmez, sınıfta olup-bitenlere karşı ilgisiz kalır. Bu da onun içe kapanık, çekingen biri olmasına neden olur.
Sınıf ortamına uyum sağlayamayan ve kendilerinden beklenen başarıyı gösteremeyen öğrenciler için, sınıf öğretmenleri, özel eğitim okuluna (Sonderschule) gönderilmeleri için öneride bulunabilir.
|