BİR TÜRK VELİSİ OLARAK BİLMEMİZ GEREKENLER
Türk Velilileriyle İlgili Olumsuz Yargılar:
Alman toplumunda, özellikle de Alman okul müdürleri ve öğretmenlerinin kafasında, Türk velileriyle ilgili bazı olumsuz yargılar oluşmuştur. Bu yargıların oluşmasında Türk velilerinin çocuklarının eğitimi konusunda şimdiye kadarki ilgisizliği, büyük rol oynamıştır. Özellikle sınıf öğretmeni ve okulla ilişkilerin zayıf oluşu, başta gelen yakınma konusudur.
Veli toplantılarına katılmamak, randevulara uymamak, çağrılara çeşitli gerekçelerle katılmamak, bizim velilerimizin sıkça yaptıkları hatalardır.
Velilerin İlgisizliği Türk Öğrencilerinin Kişiliğini ve Başarısını Olumsuz Etkilemektedir:
Velilerimizin bu ilgisiz tutumu nedeniyle Türk çocukları, kendilerini, okulda sahipsiz, kimsesiz ve yalnız hissetmektedir. Bu ilgisizlik Türk çocuklarının Alman arkadaşlarının yanında ve öğretmenlerinin karşısında kendilerini zayıf hissetmelerine neden olmaktadır.
Türk velilerin ilgisizliği, çoğu kez evde de devam etmektedir. Okula giden çocuğun o gün okulda neler başardığı veya neler yaşadığı çoğu kez evde konu edilmemektedir. Anne babanın evde de devam eden bu ilgisizliği kendini, okulda yalnız ve zayıf hissetmelerine neden olan duygunun daha da kökleşmesine neden olmaktadır. Çocuklar, okul başarılarının aileleri için fazla bir şey ifade etmediğini, yaşayarak öğrenmektedir.
Okul, birçok ailenin gündemine, ancak, çocuğun Sonderschuleye gönderilmesi veya bir disiplin sorunu ortaya çıkması durumunda, girebilmektedir. Bu nedenle Türk çocukları, okul hayatları önemsenmediğini yaşayarak görmekte ve başarılı olmak için gerekli ve yeterli çabayı göstermemektedirler.
Çocuklar Şimdiki Zamanda Yaşarlar :
Çocuklar için içinde bulundukları zamandan başka zaman yoktur. O nedenle çocukların yarını düşünmek, geleceğin kaygısını taşımak gibi bir dertleri yoktur. Çocukların geleceğini düşünmek, anne babanın görevidir. Veli olmanın gereği de budur. Çocuklar için “Kaç kere daha söyleyeceğim. Dersine çalış, ödevlerini yap…” diye başlayan cümlelerin fazla bir anlamı yoktur. Çocukların okulu hayatıyla her zaman, özellikle de ders çalışma, ödev yapma alışkanlığı kazanıncaya kadar, düzenli ve sürekli ilgilenmek gerekir. Başarılı olma arzularını sürekli canlı tutmak için bu zorunludur.
Çocuklardan yıllar sonrasını düşünerek bugünden hazırlık yapmalarını beklemek boş bir beklentidir. Bunun yerine çocuklara yakın hedefler göstermek gerekir. Özellikle Grundschuledeki çocuklara iyi bir karne almak, sınıfını iyi bir notla geçmek, iyi bir okul türü için tavsiye kararı almak gibi yakın ve somut hedefler göstermek gerekir. Bu hedefleri cazip hale getirmek için bisiklet almak, tatile götürmek veya onun için önemli olan bir isteğini yerine getirmek gibi mutlaka yerine getirilebilecek ödüller vaat etmek etkili olur.
Her insan beğenilmek takdir edilmek ister. Beğenilmek ve takdir edilmek ihtiyacı çocuklarda çok kuvvetlidir. Anne baba çocuğun başarısıyla ne kadar ilgilenir takdir ederse, çocuğun başarısını o denli teşvik etmiş olur.
İdealsiz Çocuk İddiasız Olur:
Anne babanın çocuklarında eğitimle ilgili bir beklenti oluşturmamaları, oluşturulmuş beklentilerini belli etmemeleri ve canlı tutamamaları, Türk çocuklarının iddiasız bir şekilde okula gidip gelmelerinin en önemli nedenlerinden birisidir.
İnsanı harekete geçiren en etkili güç, insanın içinden gelen bir şeyi yapma ve başarma arzudur. Dış çevreden gelen etkiler ve teşvikler, içten gelen ve bizi harekete geçiren yapma ve başarma duygusu kadar güçlü ve sürekli değildir.
Ancak ideali olan insanlar, içlerinden gelen böyle bir duyguyla hedeflerine yönelir ve güçlerini seferber ederler. ,,
Bir hedefi ve ideali olmayan insanda gayrete gelmez, kendini zorlamaz, başarı peşinde koşmaz. O halde çocuklarımızda bir ideal oluşturmak onları harekete geçirecek en önemli unsurdur.
Alman Öğretmenlerin Türk Çocuklarıyla İlgili Beklentileri Düşüktür:
Türk ailelerin çocuklarının eğitimini önemsemediğinin farkına varan, aile desteğinden yoksun olduğunu anlayan, Alman öğretmenleri, Türk çocuklarının okul başarıları konusunda düşük beklenti içine girmektedir. Grundschuledeki Türk öğrencilerin çoğu Hauptschulenin yarınki öğrencileri gözüyle görülmekte, başarılarının düşüklüğü normal kabul edilmektedir. Sık sık yapılan araştırmalar, yayınlanan istatistikler, öğretmenlerin bu tutumunu pekiştirmektedir. Bir iddiası ve hedefi olmayan öğrencilerin başarı arzusu düşük olur.
Türk Velilerinin İlgisizliği Çocukları Hakkında Verilen Kararları Olumsuz Etkilemektedir:
Türk çocuklarının aile desteğinden ve teşvikinden yoksun olduğunu gören Alman öğretmenler, Türk çocuklarıyla ilgili önemli kararları verirken bu durumu dikkate almakta ve çocuğun aleyhinde kullanmaktadırlar. Çocuğun kapasitesinden başarısından çok, içinde bulunduğu ailevi şartları dikkate almaktadırlar. Çünkü aile desteğinden yoksun bir çocuğun iyi bir okulda başarılı olamayacağı, karşılaşacağı zorluklar karşısında yenik düşeceğini düşüncesiyle karar vermektedirler. Örneğin bu türden sebeplerle bir Türk çocuğu hakkında, Gymnasium yerine Realschuleyi, Realschule yerine Hauptschuleyi tavsiye edebilmektedir.
Almanca Okul Başarısının Anahtarıdır:
Bir çocuğun okul başarısı büyük ölçüde Almancaya hâkimiyetine bağlıdır. Bu, sadece Türk çocukları için değil Alman çocukları için de geçerlidir. Dil, bilgiyi edinmede ve aktarmada en önemli araçtır. Dili iyi kullanan, her şeyi kolay ve çabuk kavrar. Dili iyi kullanan bildiğini tam, doğru ve düzgün anlatır. Bu işlevinden dolayı Almanca okul başarısının anahtarıdır.
Dili iyi kullanmak insanın kendine güvenini artırır ve kişiliğini geliştirir.
Türk çocukları daha okula başlarken, Almancayı kullanmada, sınıftaki diğer arkadaşlarına göre dezavantajlı durumdadırlar. O nedenle Almanca destek kurslarına ihtiyaçları vardır. Çoğu veli çocuğunun duraksamadan Almanca konuştuğunu görüp, Almancasının yeterli olduğunu sanmaktadır. Sokakta konuşulan Almanca ile okul başarısı arasındaki ilişki sanıldığı kadar önemli değildir. Öyle olsaydı Tüm Alman çocuklarının okul başarısının yüksek olması gerekirdi. Burada sözünü ettiğimiz Almanca konuşma dili değil yazılı metinleri anlayacak ve kendini yazılı biçim ifade edebilecek seviyede Almancayı kullanabilme becerisidir.
Türk Çocuklarının Başarısızlığı Yabancı Düşmanlığıyla Açıklanamaz:
Türk çocuklarının Alman okullarındaki başarısı, Alman arkadaşlarına göre genel olarak ifade etmek gerekirse üçte bir dolayındadır. Diğer bir deyişle Alman çocukları Türk çocuklarından üç kat başarılıdır. Örneklemek gerekirse Sonderschulelerde Türk çocuklarının oranı Alman çocuklarının üç katı kadardır. Bunun yanında Gymnasiumlarda Türk çocuklarının oranı, Alman çocuklarının üçte biri kadardır. Bunun dışında diplomasız okulu terk eden Türk öğrencilerinin oranı Alman çocuklarının üç katı kadardır.
Bu sayılara bakarak Türk çocuklarının hakkının yendiği, Türk oldukları için okul başarılarının engellendiği akla gelebilir. Ancak bu kendi dışında sorumlu arayanların ileri sürebileceği bir bahane olabilir. Çünkü Avrupalı ve Hıristiyan olmalarına rağmen, diğer bir deyişle ayni kültür dairesine ait olmalarına rağmen, İtalyan çocuklarının okul başarıları Türk çocuklarından iyi değildir. Bunun yanında yabancı olmalarına rağmen İranlı veya Vietnamlı çocuklar Alman çocuklarından daha yüksek başarı gösterebilmektedir. Yabancı düşmanlığı istisnai bir durumdur ve Türk çocuklarının okuldaki başarısızlıkları buna bağlanamaz.
Unutmayalım ki Alman çocukları ve velileri de zaman zaman Alman öğretmenleriyle sorun yaşamaktadır.
Türk Çocuklarının Okul Başarısını Etkileyen Üç Önemli Faktör :
Şimdiye kadar anlatılanlardan Türk çocuklarının başarısızlığında üç faktörün önemli rol oynadığı ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi; Türk velilerin ilgisizliği ve buna bağlı sonuçlar; ikincisi, Alman öğretmenlerinin Türk çocuklarına ilişkin düşük beklentileri; üçüncüsü, Türk çocuklarının Almancaya yeterince hâkim olamayışları.